Cape Town Gece Hayatı 101

Cape Town, farklı ırkların ve kültürlerin bir araya gelmesi dolayısıyla pek çok alanda olduğu gibi gece hayatında da büyük bir çeşitliliğe sahip. Özellikle doğru insanlarla tanıştığınızda şehrin dört bir yanında birbirinden eğlenceli etkinliklerin gerçekleşmekte olduğunu göreceksiniz. Doğru insanlardan kastımın ne olduğunu da anlatacağım birazdan.

Özellikle turistlerin akın ettiği Kasım-Mart ayları aralığında Cape Town’ın gece hayatı konusunda dünyadaki diğer büyük şehirlerden geri kalır bir yanı olmuyor. Tabi bu hem cukka cukka sakız şarkılar eşliğinde gece kulübünde dans etmek isteyen bünyeyi de, arkadaşlarıyla bir yerde oturup muhabbet etmek isteyen bünyeyi de, oyun ve eğlence arayan bünyeyi de mutlu ediyor.

Cape Town’da şu ana kadar geçirdiğim dört ay boyunca geniş bir yelpaze üzerinde uzanan pek çok mekana girdim (böyle deyince kulağa biraz çirkin gelse de). Buraya özellikle gezmeye ya da dil öğrenmeye gelen genç arkadaşların fikir sahibi olması için gece hayatı hakkında bir yazı döşemeye karar verdim. O zaman hadi bakalım yansın geceler Pelinsu Eceler.

LONG STREET

Şehir merkezine yakın bir yerde konaklayacaksanız muhtemelen Long Street’e çok yakın olacaksınız. Long street atmosfer olarak bizim İstiklal Caddesi’ne benziyor biraz. Şehirde lokallerden çok turist görebileceğiniz yerlerden biri burası. Turistik olması nedeniyle dilencilerin de en çok dolandığı bölge. Gündüzleri genelde sessiz ve kendi halinde görünen bu caddeye hava karardıktan sonra geldiğinizde şok olacaksınız. Caddenin yüzde sekseninde rap ve hip hop müziği yankılanıyor, ses o kadar yüksek ki aslında dans etmek için bir yere girmenize gerek bile yok. Zaten dilenciler olsun, arabaların park etmesine yardım ettiğini sanan görevliler sokağın ortasında en içten gelen figürleriyle dans ediyorlar, yolu tıkadıklarını farketmeksizin.

Ben genel olarak Long Street’i çok sevmiyorum, neden turistlerin en çok buraya gittiğini de anlayamıyorum. Neden derseniz gece biraz sıkıntılı oluyor buralar. Şu anlamda, yani ölümcül bir suç işlenmiyor ama bazen kimisi yanınıza yanaşıp ya açıkça dileniyor ya da muhabbet kurma ayağına ceplerinizi karıştırmaya çalışabiliyor. Bir de ben hiphop müziğinden nefret ediyorum ama gerçekten burası yüzünden iyice bir soğudum.

Yine de Long Street üzerinde inci gibi parlayan bir iki mekan olduğunu söylemeden de geçemem.

Beerhouse: Burası benim Long Street’teki “safety” mekanım. Yani gece illa dışarı çıkacaksam ve gidecek başka bir yer bulamamışsam direkt buraya geliyorum. Menülerinde onlarca bira çeşidi olması ve biraların ucuz olması önemli bir artı. Long Street’teki en popüler yerlerden biri olduğu için genelde baya kalabalık oluyor. Bu da içki alacağınız zaman dakikalarca beklemeniz anlamına gelebiliyor. Pazartesi günleri karaoke geceleri olduğunu da belirteyim.

Fiction: Burada belli akşamlarda trance müziği çalan djler oluyor. Normalde trance müziğini oturduğum yerde dinlemeyi sevmesem de bazen içinizdeki birikmiş stresi dışarı vurmanızı sağlıyor. Işıklandırma, arada kenarlardan yükselen dumanlar sizi daha da gaza getiriyor. Giriş 50 Rand.

SGT Pepper: Popüler müziklerin çaldığı bir başka mekan. Gece kulübü severseniz Long Street’teki nispeten nezih mekanlardan. Giriş 50 Rand.

Cafe Mojito: Cape Town’da barlara girdiğinizde gözünüze çarpacak bir detay: Bazı mekanlarda sadece beyaz ırktan insanlar göreceksiniz, bazı mekanlarda da full siyahi insan göreceksiniz. Beyazların ve siyahların müzik zevkleri birbirinden tamamen farklı olduğu için takıldıkları mekanlar da birbirinden farklı oluyor. Cafe Mojito da bunlardan biri. İçeri girdiğinizde Afrikan müzikleri eşliğinde hunharca grinding yapan zencilerle karşılaşacaksınız. Aslında eğlenme şekilleri bana daha içten geliyor diyebilirim.

The Crypt Jazz Restaurant: Burası Company’s Garden’ın yanındaki St. George Katedrali’nin hemen bitişiğine kurulmuş. Kilisenin baş papazı Michael Weeder’in buraya çok büyük katkıları var, kendisi de bir jazz severmiş zaten. Caz müziğinin her dinder insanlara, yani daha geniş bir kitleye ulaşan evrensel bir din olduğuna inanmaktaymış. Buraya henüz gitme fırsatım olmadı, ama ilk fırsatta gideceğim.

LOOP STREET, BREE STREET

Long Street’in paralelindeki bu iki cadde turistlerden çok Güney Afrikalı Afrikaanslar’ın (beyaz) vakit geçirdiği mekanlardan oluşuyor. Bir noktada Afrika’da olduğunuzu iyice unutup Avrupa’da olduğunuzu düşünmeye başlayabilirsiniz. Long Street’e nazaran daha güvenli olmaları da bu iki caddeyi güvenli kılıyor.

Loop St
Bree St.

Village Idiots: Gündüz yemekleri biraz pahalı olan şömineli lüks bir restoran iken akşamları bar/gece kulübüne dönüşüyor.

House of Machines: 80lerden ve 90 lardan şarkılar çalmasıyla gönlümü kazanmıştı.

Love Thy Neighbour: İçkilerinizi alıp ışıklandırmalı bir bahçede sakin bir gece geçirmek istiyorsanız burası tam size göre.

Aces’n Spades: Rock bar tarzı yerleri seviyorsanız burası size hitap edecektir.

La Parada: Tapas Bar, gece kulübü karışımı

KLOOF STREET

Şehir merkezindeki bir diğer cadde de Kloof. Atmosfer olarak Loop ve Bree’yi andırıyor. Burada Tiger’s Milk ve Yours Truly akşam üstü oldukça keyifli oluyor ancak belli bir saatten sonra metrobüs kalabalığını aratmayacak bir kalabalık oluşuyor.

OBSERVATORY-RONDEBOSCH-CLAREMONT

Cape Town Üniversitesi’ne daha yakın olan bölgelerde gece hayatı kop kop kültüründen çıkıp biraz daha orijinal bir hal alıyor. Özellikle Observatory bölgesinde çok güzel etkinliklerin yapıldığı mekanlar olduğunu söyleyebilirim. İşte onlardan birkaçı:

A Touch Of Madness-Observatory:

Burası Google Maps’de restoran olarak geçiyor ilginç bir şekilde. Ama burada 2 haftada bir güzel etkinlikler düzenleyen ve öğrenci oldukları her hallerinden belli olan bir grup var. Düzenledikleri partiler arasında electroswing ve silent disco gibi etkinlikler bulunuyor. Özellikle silent disco çok eğlenceli bir konsept. Kulaklığınızı takıyorsunuz, istediğiniz kanalı bulup istediğiniz müzik eşliğinde dans edebiliyorsunuz. Diğer insanlar da bunu yapabiliyor. Dışarıdan bakan biri de sessiz bir ortamda dans eden bir yığın deli görüyor.

Trenchtown-Observatory:

Burası benim gönlümü  her Pazartesi düzenlenen “Bottomless Pizza” adlı etkinliğiyle kazanmıştı. Girişte 100 Rand ödüyorsunuz, daha sonra bütün gece sınırsız pizza ve içki hakkınız oluyor. Pizzaları gayet güzeldi üstelik. Bunun yanında burada side-trance tarzı müziklerin çaldığı partiler de yapılıyor.

Forex-Observatory

Canlı müzik geceleri genelde kaliteli oluyor. Ancak mekanın en eğlenceli kısmı “Beer Pong” isimli oyunu oynayabileceğiniz geniş bir masası olması. Üstelik masa için ekstra ödemeniz gerekmiyor, sadece aldığınız içkilerin fiyatını veriyorsunuz. Duyduğuma göre her Perşembe burada beer pong maratonu düzenleniyormuş, kazanan 1000-1500 Rand ödül kazanabiliyormuş o gece.

Stones-Observatory

Stones isimli barın aslında şehirde birkaç tane şubesi var ama benim favorilerim Claremont ya da Observatory’dekiler. Özellikle bilardo oynamayı seviyorsanız Stones tam size göre.

The Great Wizoo-Rondebosch

Lokasyon olarak Allah’ın Unuttuğu Yer olarak geçse şaşırmayacağım kadar tenha bir yere kurulmuş olan bu jazz barda neredeyse her akşam güzel canlı performanslar oluyor. Bazen jam session oluyor ve bildiğiniz enstrumanını kapan sahneye çıkıp doğaçlama bir şekilde diğerlerine katılabiliyor.

 

Yeni yerler keşfettikçe yazıma eklemeler yapacağım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
16 − 12 =


*