Constantia’da İkonalarla Şarap Tadımı

Güney Afrika ve özellikle Cape Town deyince insanın aklına gelen ilk beş şeyden biri buranın meşhur şarap bağlarıdır ve şarap tadımıdır herhalde. Atlas ve Hint okyanusu kıyılarında iklim Akdeniz iklimine oldukça benzer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı (coğrafya kitaplarındaki bu cümleyi ezberlemeyen de yoktur). Güney Afrika’da geniş çaplı kolonileşmeyi ilk başlatan Dutch East India Company şarap üretimi üzerinde de durmuş, şirketin kurucusu Jan van Riebeeck küçük çaplı şarap üretimine önayak olmuş. Ondan sonra gelen Simon van der Stel bugünkü Constantia bölgesinde 750 hektarlık bir alanı satın alarak şarap üretiminin kapılarını aralamış. Constantia, Southern Suburbs ve Cape Peninsula arasında bir yerde kalan, gökyüzü dışında göreceğiniz şeylerin yüzde 90 yeşil renkte olduğu doğa harikası bir bölge.

Araba kiralayıp Ümit Burnu’na günübirlik gezi düzenlediğimizde son durağımız Constantia bölgesiydi ama biraz geç vardığımız için ucu ucuna kaçırmıştık, çünkü şarap tadım yerleri kapanmıştı.

Haftalar sonra Couchsurfing buluşmalarından birinde tanıştığım DB ve Builla isimli Durbanlı iki kız kardeş o hafta Pazar günü Constantia’ya şarap tadımına gideceklerini ve arabalarında iki kişilik boş yer olduğunu söyleyince hemen atladım. Onlar da meetup isimli bir app üzerinden chatleştikleri insanlarla ilk kez buluşacaklardı.

Pazar günü öğlen 12 gibi yola çıktık. Gideceğimiz yerin adı Constantia Glen. Constantia bölgesinde 9 tane şarap bağı var.

Masa Dağı’nın eteklerinde çok güzel bir bölgeye kurulmuş. Arabayı park edip içeri giriyoruz. Bizi bahçeye alıyorlar ve meet up tayfasını buluyoruz. Dee’nin dediğine göre gruplarının adı “Awesome 20’s” imiş, ancak yaş ortalaması kesinlikle en az 40’tı. Ve ben gerçekten kokoş kelimesinin anlamını o gün tam anlamıyla kavradım. Hayatımda bu kadar bileziği, küpeyi, şıkır şıkır objeyi ve makyajı bir arada görmemiştim. Kadınlardan biri gerçekten de Melek Baykal’ın Cennet Mahallesindeki karakterine, diğeri de Avrupa Yakası’ndaki Şahika’ya benziyordu. Dolayısıyla ortamda yüksek bir kasıntılık katsayısı mevcuttu. 50 yaşlarını geçkin bir adamın yanında kendisinden en az yirmi yaş genç bir kadın vardı. Sevgili gibi birşeylerdi. Neyse.

Şarap menüsünü getirdiler. Menüde çeşitlilik ve fiyat açısından birkaç seçenek var. 4-5 çeşit şarap tatmak isterseniz fiyatlar genelde 40-50 R civarı (kadeh başına değil toplam). 10-12 çeşit şarap tadılan seçenekler de var, fiyatlar 90 Rand’e kadar çıkabiliyor.

Aslında sıkıcı muhabbete katlanmak için 10luk tadım paketini denemem gerekirdi ama çok para harcamamak adına 4 çeşit şarap tadımının olduğu seçeneği söyledim. Bir kırmızı, bir Rose, bir beyaz, bir de MCC şarabı. Şarapları sırayla getirip kadehlere yarısından biraz daha az olacak şekilde dolduruyorlar. Herkes kendi kadehindekini bitirmeden bir sonraki şarap gelmiyor, çünkü her şarap getirilişinde o şarap hakkında kısa kısa bilgiler veriliyor.

 

Constantia Glen’de satılan ya da tattırılan şarapların tamamı oraya ait değil. Bir kısmı başka bağlardan, özellikle de Franschhoek’tan getirtiliyor. Burada üretilen 4 çeşit özel şarap var: Constantia Glen Two, Constantia Glen Three, Constantia Glen Five ve özel bir tür Sauvignon Blanc. Şaraplar hakkında daha fazla bilgiye şu linkten ulaşabilirsiniz.

Denediğim şaraplar içinde bu dördü var mıydı hatırlamıyorum, ama bir tane özel MCC (Methode Cap Classique) vardı. Yani aslında bizim şampanya dediğimiz şeye benziyor tat olarak, baloncuklu olmasıyla vs. Ama şöyle ufak bir bilgi vermeden geçmemek lazım. Şampanya (Champaigne), aslında Fransa’da bir kasabanın ismi. Dolayısıyla bir şampanyaya şampanya dememiz için o şarabın o kasabadaki üzümlerden üretilmiş olması gerekiyor. Bunun dışındakilere şampanya demek aslında yanlış. Bunun Güney Afrika’da üretilen versiyonunun adı MCC.

MCC

Benim tattığım şarabın böyle açık kahverengi değişik bir rengi vardı. Buranın sahibi olan kadının çok sevdiği bir köpeği varmış, tüyleri açık kahve olan. Kadın şarabın üretimi sırasında köpeğin tüyleriyle aynı renkte olmasını istemiş.

Bu arada menüde şarap dışında şeyler de var, hatta alkolsüz içecek bile var. Ama gerçekten gereksiz bir pahalılıkta. Örneğin basit bir çorba ya da tost 90 Rand olabiliyor. Menüde tek gözüme çarpan şey peynir oldu. Builla peynir söylemişti 50 Rand’e ve gerçekten hakikatten kocaman bir kalıp peynir getirdiler ve inanılmaz lezzetliydi.

Böylece ilk şarap tadımı deneyimini de tamamlamış oldum, ama tabi ki herkesin dillendire dillendire bitiremediği Paarl ve Franschhoek bölgelerini de mutlaka ziyaret edeceğim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
18 − 8 =


*