Güney Afrika’ya Yeni Gelenler İçin Adab-ı Braai

Aslında bu insanların braai braai diye yanıp tutuştuğu şeyin görünürde bizim mangalımızdan pek bir farkı yok, ama görünürde. Braai, Güney Afrika’da özellikle beyazların kültürünün çok ama çok önemli bir parçası. Yoldan geçen 10 beyaz Güney Afrikalı’ya selam verseniz “Canım hiç öpmiyim dıdısının dıdısının braai partisine yetişmem lazım” der. Madem bu yazıyı okuyorsunuz, demek ki yolunuz bu topraklara düştü ya da düşecek illa ki. O zaman biraz sizi kültürlendirmek boynumun borcudur.

Neyin Nesi Bu Braai?

Braai kelimesi aslında Flemenkçe’deki Braden kelimesinden geliyormuş. Braden de Flemenkçe’de rosto, ızgara anlamına geliyor. Braden kelimesinden türeyen braaivleis de ızgara et anlamına geliyor. Yani anlayacağınız gibi braai aslında ızgara et yapımını anlatan bir kelime. Tabi burada braai’nin ilk nasıl başladığına dair net bir bilgi yok ama bölgedeki ilk insanların ateş yaktıklarında yanlışlıkla et parçasını ateşin içine düşürdükleri, sonra da tadınca “aa böyle daha lezzetliymiş len” dedikleri düşünülüyor.

Braai’nin barbeküden en önemli farkı barbekünün kömür ya da gaz ile de yapılabilmesi, ama braai özellikle odun ateşi üzerinde yapılmalı.

Peki Braai Güney Afrika Kültüründe bu kadar önemli mi?

Öyle olmasa adamlar Braai Day diye bir resmi tatil yapmazlardı. Bununla da kalmayıp şehrin bilumum parklarına ve plajlarına braai ateşi yakılabilecek alanlar kurmazlardı. Braai aslında insanların aile ve arkadaşlarıyla normalde olduklarından çok daha samimi bir şekilde bir araya gelebildikleri bir ortam. Yani aslında etler çok lezzetli olsa da et bahane muhabbet şahane.

Peki Bu Tarz Bir Etkinliğe Giderken Nelere Dikkat Etmeliyim, beni neler bekliyor?

  • Braai Türleri:

Öncelikle karşılaşacağınız ortam sizi çağıran kişiye bağlı biraz. Benim şu ana kadar gözlemlediğim iki çeşit braai etkinliği oldu, ikisinde de bulundum. İlki biraz Türk dizisi kıvamında, havuzlu villa ya da gökdelen çatılarında düzenlenen braailer. Bu tarz bir ortama sizi çağıran kişi muhtemelen çok samimi olmadığınız biri olacak. Nasıl oluyor diye sormayın, gayet de oluyor. Zaten ortama girdiğiniz anda 40 yıldır tanışıyormuş gibi birbirine samimi davranan insanlar görüyorsunuz. Ama halbuki mesela biri bir diğeriyle 6 ay önce bir başka braai etkinliğinde tanışmış ama 6 ay boyunca bir kere bile görüşmemiş. Yani alakasız alakasız insanlar bir araya gelecek, buna şaşırmayın. Bir braai etkinliğine katılmak için herkesle kanka olmanıza gerek yok yani.

Diğer braai türüyse arkadaş ve ya aile arasında bir ateşin etrafında yapılan, ortada her türlü içki ve muhabbetin gırla döndüğü, zannımca bir öncekine çok daha rahat olan braai türü. Genelde bu tarz braailer daha doğa içinde, çiftliklerde, evlerin arka bahçelerinde yapılıyor.

  • Zaman:

Ne yaparsanız yapın, bir braai etkinliğine asla ama ASLA aşırı aç karınla gitmeyin. Güney Afrikalılar, hele de Cape Townlılar yavaş, rahatına zevkine düşkün insanlar. İster elit bir ortamda olsun, ister çiftlik ortamında olsun o etler ateşin üstüne gece yarısından önce asla konmaz. Hadi diyelim şanslıysanız ve diğer insanlar da deli gibi açsa beeelki akşam 10-11 gibi yemek yapılmaya başlanabilir. O yüzden hele ki şehirden uzak bir yere gidecekseniz yanınıza mutlaka atıştırmalık şeyler alın.

  • Bir braai’nin star parçaları

Güney Afrika tarzında yapılan braailerde buraya özgü belli başlı yiyecekler vardır ki mutlaka tatma fırsatınız olacaktır.

Boerewors: Buraların sosisi. Domuz olur, dana olur, kuzu olur, bu etlerin kıymalarından yapılan, 90% et, geri kalanı baharat ve sudan oluşan, etin de maksimum 30% oranında yağ içerdiği bir et türü. Aslında ızgara yapıldığında ve üzerine doğru sos ya da baharattan dökerseniz tadı fena değil ama fazla yiyince plastik yiyormuş hissine kapılıyor insan.

Image result for braai pap

Bunun dışında rosto ya da şişe geçirilmiş dana, kuzu ve domuz etleri de braainin önemli parçalarıdır.

Nadiren tavuk da yapılır ama tavuğu odun ateşinde pişirmek kırmızı ete göre daha zor sanırım.

Potjiekos: Bir kaç bin defa üst üste yanlış söyledikten sonra doğru söylemeyi başardım: Poykikos diye okunuyor. Buraya özgü bir güveç yemeği. Aslında illa odun ateşinde yapılacak diye bir kaide yok ama öyle olunca daha güzel oluyor. Buraya özgü bir güveçte yahni. İçine bilumum sebze, mantar ve baharat konuluyor. Genelde domuz eti oluyor ama geçenlerde tavuk butundan da yapıldı mesela gittiğim bir yerde. Genelde acı ya da baharat koymayı seviyorlar buralılar.

Image result for potjiekos

Brai Broodjies: Bunun telafuzunu hala beceremiyorum. Bu da genelde ana yemeği ızgara yapmadan önce hazırlanan bir başlangıç yemeği. Bu ne diye soracak olursanız bu aslında bir çeşit tost. İçine cheddar, domates ve soğan koyuyorlar ve ateşin üzerinde kızartıyorlar. Ama mideniz küçükse inanın bana bu tostlardan bir tanesi bile daha ağzınıza eti almadan sizi doyurmaya yetebilir.

Image result for braai broodjies

Pap: Bizdeki pilavın yandan yemişi ama özellikle de domates sosuyla çok çok iyi giden bir lapa çeşidi. Özellikle etin yanında iyi gidiyor.

  • Yanımıza ne götürelim:

Aslında bu biraz şans meselesi, ya da iyi gözlem yapmanız gerekiyor. Bazı durumlarda herkes kendi etini götürüp sadece kendi götürdüğü eti pişirip yiyebiliyor, bazı durumlarda ise herkes et alıp götürüyor ve ortaya karışık bir durum oluyor, herkes her etten tabağına alabiliyor. Bazen bütün et ihtiyacını ev sahibi karşılıyor, birşey getirmenize bile gerek kalmıyor. En mantıklısı sormak. Ama özellikle insanlarla kanka olmadığınız bir ortama gidiyorsanız mutlaka yanınıza kendi etinizi alın; hem nezaketen hem de ortada kalmamak adına. Genelde çoğu braai etkinliğinde ev sahibi, kendi deyimleriyle braaimaster, pap, salata vb ek yiyecekleri kendi cebinden karşılar.

İçkilerinizi de aksi söylenmedikçe en az kendinize yetecek şekilde götürün.

  • Çatalı bıçağı unutun:

Bu dediğim genelde kırsalda yapılan braailer için geçerli. Yani öyle şatafatlı altın gümüş çatal bıçak setleriyle yemeyi beklemeyin. Herkes gayet ızgarada pişen eti eliyle alıp yanında neredeyse hiç bir ekstra yiyecek olmadan acımadan mideye indiriyor. Prenses ayaklarını evde bırakın yani.

  • Günlük hayatta hiç duymadığınız kadar Afrikaans:

Normalde Cape Town’da ve büyük şehirlerde durduk yere Afrikaans konuşan insanlara rastlamazsınız, herkes İngilizce konuşur. Ama nedense hele ki bir çiftlikte düzenleniyorsa braai, insan bir şekilde kendini ağır Afrikaans konuşulan bir ortamda bulabiliyor. Buradaki beyazların içinde aslında Afrikaans bilmeyen İngiliz kökenli önemli bir kısım var, ya da ailesi Afrikaans olmasına rağmen kendisi tercihen Afrikaans öğrenmemiş ya da konuşmayı reddedenler. Ama bunun tam tersi ölümüne Afrikaans konuşanlar da var. Yani gideceğiniz ortamı çok tanımıyorsanız konuşmalara bu sebeple yabancı kalma ihtimalini unutmayın. Hele ki her ortamda illa bir değişik olur, sizin yabancı olduğunuzu bile bile sizinle Afrikaansca konuşur, kendi arkadaşları onunla İngilizce konuşsa bile sizinle Afrikaansca konuşur. Halbuki senden benden iyi İngilizceleri. Hadi Fransızları Japonları anlarım da, size noooluyo paaardon? Neyse, her ihtimale karşı bir iki kelime cümle öğrenmekte fayda var.

Sağdaki çocuk devamlı Afrikaans konuştu benimle
  • Izgaranın temizlenmesi:

Braaiden sonra ızgara asla bulaşık suyuyla yıkanmaz, genel olarak ateşin üzerinde bekletip daha sonra soğan kullanarak yapışan eti sökerler.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Eğer sizin de komik braai deneyimleriniz olduysa paylaşmayı unutmayın ki ben de yazıma ekleyebileyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
17 + 28 =


*