Sadece AfrikaBurn’de Karşılaşabileceğiniz 7 Durum

Yazının başlığı AfrikaBurn ama bunu dünya üzerinde Burning Man de dahil pek çok festivale uygulayabilirsiniz sanıyorum. Ben bunlar içinde henüz sadece AfrikaBurn’e gittiğim için bununla ilgili olan durumları yazacağım. Böylece AfrikaBurn’ün nasıl ilginç bir deneyim olduğunu sizlerle paylaşmış olurum diye düşünüyorum.

Uçsuz Bucaksız Çölde Kaybolmak Üzereyken Kocaman Bir Yatak Bulmak

Aslında AfrikaBurn ile ilgili eksilerden biri kamp alanında sınır olmaması bence. Yani aslında isteseniz çölde gidebildiğiniz kadar gidebilirsiniz, hatta kafanız iyiyse kaybolmanız işten bile değil. Ama çölün ortasına bir sürü değişik şey yerleştirdiklerinden gerek yazılarımda gerek de İnstagram paylaşımlarımda bahsetmişimdir. Ama bana göre uçsuz bucaksız çölde karşılaşabileceğiniz en sürreel şeylerden biri yatak. Düşünsenize, saatlerce yürüyorsunuz, bütün çadırlar, dans pistleri vs fersah fersah ötede kalmış, hava buz gibi ve her yer karanlık. Birden karşınıza kocaman bir yatak çıkıyor. Üstelik normal bir yatak da değil, su yatağı, hani üzerine kendinizi attığınızda jöle gibi oynayan aşırı rahat yataklar. Ya da etrafı örümcek ağına benzeyen kırmızı ışıklarla aydınlatılmış kocaman bir yatak. İster battaniyenizi alın tek gidin, ister sevdiceğinizle gidin, ister arkadaşlarınızla gidin sarılma seansı yapın. Size kalmış orası.

 

İnsanların Durduk Yere Birbirine Hediye Vermesi

Önceki Afrikaburn yazımda zaten gifting, yani hediye vermenin ana prensiplerden biri olduğundan bahsetmiştim. Ama yanlış anlayan çıkarcı arkadaşlar için açıklamasını yapayım yeniden. Birine hediye verdiğinizde ondan karşılık olarak hediye, öpücük, masaj ve ötesi şeyler beklemiyorsunuz. Ya da kabul etmedi diye trip atmıyorsunuz. Bunları göz önüne alırsanız inanılmaz güzel oluyor. Siz birine karşılıksız elinizde artan yemek ve içecekleri veriyorsunuz, bambaşka biri karşılıksız olarak sizin vücudunuzu ya da yüzünüzü boyuyor, kimisi masaj masası getirmiş yorulanlara masaj yapıyor, kimisi elindeki sürahiden millete kokteyl döküyor. Bu şekilde sabaha kadar örnek verebilirim. Gerçek hayattaki “Bu bana çok iyi davranıyor, kesin bir dümen dönüyor” şüphesine yer yok denecek kadar az.

Manzaralı Tuvalet

AfrikaBurn ekibinin yeni oluşturduğu tuvalet sistemi oldukça değişik. Tuvaletler büyük plastik konteynırlarda toplanıyor. Klozetler de bu konteynırların açıklıklarının hemen üzerine yerleştirilip dört tarafı paravanla çevrilmiş. Ama üst tarafı kapamamışlar. Böylece tuvaletinizi yaparken gündüz masmavi gökyüzüne, gece de yıldızlara tüm çıplaklığıyla bakabiliyorsunuz. Aslında bir nevi manzaralı tuvalet. Japonlar tuvaletlerine sıcak su basınçlı su, çilekli avokadolu su gibi onca icat kurmuş ama manzaralı tuvaleti düşünememiş, onu da Güney Afrikalılar düşünmüş yapmış işte!

Sabahın Köründe Çıplak Dans Eden İnsanlar

AfrikaBurn demek her fikre ve her türlü çılgınlığa hazırlıklı olmak demek. Bunlardan biri de hayatınızda hiç görmeyeceğiniz kadar çıplaklık görmek. Bunun en önemli nedeni şu ki, festivalin ana prensiplerinden biri çıplaklığınızın ve vücudunuzun, kusur olarak görülen şeylerin vs hiç kimse tarafından yargılanmaması. Özellikle kadınlar göğüs uçlarına rozet vs bilumum takı takıp rahatça gezebiliyorlar. Erkekler de ayn şekilde anadan doğma bir şekilde dolaşabiliyorlar. Nam-ı diğer festival arkadaşım GezginYogini Burcu ile festivalin son günü sabah saatlerinde öylesine dolaşırken hala müzik çalınmakta olan bir yere denk gelmiştik ve içimizde kalan son kurtları dökmeye niyetlendik. Gittiğimizde gördük ki dans eden insanların üçte biri çıplak. Ama hiç kimse birbirinin çıplaklığından faydalanmaya vs çalışmıyor, herkes kendi halinde. AfrikaBurn ve benzer festivalleri diğer etkinliklerden ayıran en eğlenceli, saçma ve sürreel olaylardan biri bu bence.

Resimde çıplak insan aramayın, çıplak insan çekmedim.

Gece Yarısı Yılbaşı Ağacına Dönüşen İnsanlar

Zor şartlar insanları yaratıcı çözümlere iter. Bu lafı doğrulayan en büyük örneklerden biri de AfrikaBurn’de geceleri insanların karanlıkta kaybolmaya karşı aldığı önlemler. Malumunuz elektrik yol, dolayısıyla hiç bir ışıklandırma yok. Dolayısıyla bir yerden bir yere giderken bazen uçsuz bucaksız çöl ortamında karanlık yollardan yürümeniz gerekiyor. Bu durumda yapılacak en iyi şeylerden biri kendi etrafınıza ışıklandırma dolamak ya da ışıklı bir aksesuar yapmak. En popüler ışıklandırma çok ucuza Çin malı dükkanlarından bile alabileceğiniz pille çalışan Led ışıklar. Beyazı da var, renklisi de var. Bence en çok göze hitap eden yöntem şemsiyenin etrafını ışıklandırıp aksesuarlarla deniz anası görünümü vermek. O kadar yaratıcı şeyler görmüştüm ki dibim tutuldu.

İnsanlarla Kolayca Muhabbet Açmanın Dayanılmaz Hafifliği

Çeşitli nedenlerden dolayı insanlar çok daha sosyal ve girişken hale giriyor AfrikaBurn tarzı festivallerde. Bu nedenle bir anda kendinizi hiç tanımadığınız bir grup insanla kahve içerken bulabilir, on dakika sonra bambaşka bir grup insana tarot falı bakıyor olabilirsiniz. Birkaç saat sonra alakasız bir yerde, mesela bir dans pistinde bir tanesine rastlayıp 40 yıllık dost gibi sarılırsınız, sonra kalabalıkta birbirinizi kaybettiniz derken bambaşka birileri kıyafetinizi çok beğendiği için yanınıza gelip muhabbet açar. AfrikaBurn’de geçirdiğim 5 gün boyunca bu döngüye hem kendimde hem de etrafımda çokça şahit oldum. Belki de sonsuza kadar sürecek arkadaşlıklar edinmeyeceksiniz, ama Sims oyunundaki gibi insanların birbirinin yanına gelip kolayca muhabbet açması ve birbirine birşeyler katması bence normal hayatta çok da rastlanabilecek bir durum değil. Yani o insanları sokakta görseydiniz belki yüzlerine bile bakmadan farketmeden geçip gidecektiniz.

Gün Batımları

Cape Town’da okyanus kenarındayken gün batımı seyretmeyi çok seviyorum, ama çöldeyken gün batımı seyretmenin keyfi ayrı bir güzel oluyor.

 

Sizin de Burn temalı festivallerde başınıza gelen ilginç olaylar olduysa paylaşmaktan çekinmeyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
29 × 2 =


*