Güney Kore’nin Dünyaya Açılan Kapısı: Seul

Seul deyince akla ilk gelenler: 2002 Dünya Kupası’nda Türkiye’nin Çin’i 3-0 yendiği maç ve Gangnam Style. Bu şarkı ilk çıktığında Gangnam’ın Seul’de bir bölge olduğunu kaçımız biliyorduk ki? Ben bilmiyordum şahsen.

 

Gidip döndükten sonra bu şehrin hayatımdaki yeri dramatik bir şekilde arttı. Hayatımın belli bir döneminde yaşamak isteyeceğim bir şehir Seul. Hem çok uzak bize, ama aslında çok yakın. Mesela gece uyumayan bir şehir Seul, insanlar eğlenceye ve içkiye/sigaraya düşkün, ama ne hikmetse aşırı gelişmiş metro hatları gece 12’de kapanıyor. Ya da İstanbul’dan sonra kesinlikle sıkıcı ve küçük gelmeyecektir çünkü inanılmaz büyük bir yüzölçümüne sahip. İki büyük havaalanından merkeze yakın olanı bile metroyla 30-40 dk uzaklıkta. Bir yerden bir yere gitmek metroyla bir buçuk saat alabiliyor, ama bu ulaşım sisteminin suçu değil. O derece büyük şehir yani, yapacak birşey yok. İnsanları da ayrı bir sevilesi. Türk olduğunuzu duyunca büyük bir çoğunluğu hayranlıkla tepki verecektir, evet bizi hala seven ülkeler var arkadaşlar. Öte yandan hayatınızda hiç tatmadığınız, tatmak istemeyeceğiniz ve tadanlara küfredeceğiniz yemekler Seul’de peynir ekmek gibi götürülüyor. Çiğ et bunlardan biri mesela. Hem de üzerine çiğ yumurta kırılmışından.

500 yıllık koskoca bir Joseon Hanedanlığı’nın başkenti de olmuş Seul. Dolayısıyla o dönemde yapılmış olan büyük saraylar zor da olsa varlığını koruyor. Hem de muhteşem güzellikteki rengarenk geniş bahçeleriyle.

Hem bana deneyebileceğim sayısız farklılık, tanınacak geniş kültürler sunuyor hem de sıcak ortamı ve insanlarıyla evimde gibi hissetmemi sağlıyordu Seul.

Hazırsanız fırından taze Seul gezi rehberi çıktı efendim.

ULAŞIM (ÜLKEYE GİRİŞ)

Uzakdoğu’yu bizim için bu kadar uzak kılan şeylerden biri de doların da coşmasıyla birlikte 1800-2000 TL’den başlayan uçak biletleri. Tabi çok değil iki ay önce dolar 3’ün altındaydı dostlar, those were the days. Eğer direkt gitmek isterseniz başta THY olmak üzere Seul’e uçan pek çok firma mevcut. Ancak, fiyatların altından kalkabilir misiniz, bilemem.

Eylül’de muhteşem bir indirime denk gelerek Seul’e gidiş dönüş 400 dolara Qatar Airways bileti buldum. 24 yıllık hayatımda elime geçen en karlı fırsat buydu, dolayısıyla hemen atladım. Qatar Airways genelde Doha aktarmalı olarak Seul’e uçuyor. Doha’da herhangi bir transit vize sorunu yaşamadan aktarma yapabiliyorsunuz. Şuraya Doha’daki havaalanının ne kadar uzay gemisi görünümlü ve devasa olduğuna dair dipnotumuzu da düşelim.

Qatar Airways’den çok memnun kaldığımı ayrıca belirtmem gerekir. Uçuş boyunca verdikleri yemekler başta olmak üzere kusursuz bir hizmet var. Mutlaka Qatar Airways’in kampanyalarını takip etmelisiniz.

Uçakta size üç tane form veriliyor. Bunlardan biri bavulunuzda taşıdığınız maddelerle alakalı. Tehlikeli madde var mı, yüklü para var mı vs. Diğer form sağlık durumunuzla alakalı. Üçüncü form da genel bilgilerinizi ve seyahat planlarınızı soruyor. Kalacak yere ilk uğradığınız şehirde kalacağınız hostel ya da otelin adresini yazıyorsunuz. Tabi arkadaşınızda vs kalacaksanız onun adresini yazın.

Seul’de pasaport kontrolünde bazen uzun kuyruk olabiliyor ama işlemler kişi başı 1 dakikadan fazla sürmüyor. Bu arada parmak izini verdiğiniz makinenin bant kaydının Türkçe sürümü var, daha ilk dakikadan kalpcikli öpücükleri hakediyor burası.

Incheon Havaalanı’nda 7 eleven gibi marketlerden T-money alabilirsiniz (birazdan değineceğim). Yine havaalanında 15 günlük geçerliliği olan sim kartlar satılıyor. Güney Kore içinde arama yapabilmeniz için, ayrıca 1 GB (ki pek yeterli değil bence) interneti var. Fiyatı 34ooo won. Metro duraklarında ve şehirde yer yer wifi var ama çok kolay değil wifi bulmak. Özellikle birileriyle haberleşmeniz gerekecekse kesinlikle bu sim kartı almanızı öneririm.

ULAŞIM (ŞEHİR İÇİ)

Tek bir kelime: metro. Evet, Seul’de herhangi iki nokta seçin, göreceksiniz ki mutlaka metroyla ulaşım sağlanıyor. Dünya’nın en gelişmiş metro ağlarından biri buradaki.

Size tavsiyem T-Money kullanarak Seul’deki ulaşımınızı ucuza getirmeniz. T-Money bizdeki İstanbul Kart gibi birşey. Devamlı tek yön bilet almaktansa bütün ulaşımınızı tek bir karttan sağlıyorsunuz. T- Money hakkında daha detaylı bilgi için Seul’de ucuz gezmenin yollarıyla ilgili yazdığım şu yazıya göz atabilirsiniz.

Bence burası dünyanın en renkli ve eğlenceli metrolarından biri. Durağa yaklaşma müzikleri ya da durakta beklerken metronun yaklaşmasını anons eden müzikleri kendinizi çizgi filmde hissetmenize neden olabilir.

Bilet aldığınız makinelerde İngilizce seçeneği var, tıpkı tabelalarda olduğu gibi.

KONAKLAMA

Seul’de Couchsurfing kullanarak 6 gün boyunca iki farklı evde kaldım ve bu sayede iki güzel insanla tanıştım ki bugün de hala yazışıyoruz.

Seul için her ihtimale karşı hostelde de yer ayırtmıştım. Puanlarını ve yorumlarını iyi bulduğum hosteller G Guesthouse Itaewon, Philstay Itaewon, Time Travelers Party Hostel In Hongdae ve Hongdae Orange Guesthouse. Size de tavsiyem gece hayatının yoğun olduğu bu mekanları seçmeniz olur, böylece gece son metroyu yakalamak gibi bir derdiniz olmaz. Bu hostellerin fiyatları geceliği 18000-20000 won civarı oluyor.

Seul için önerebileceğim güzel bir alternatif goshiwon. Öğrenci yurtlarına benzeyen binalardaki küçük odalara deniyor goshiwon. Genelde içinde minimum ihtiyaçları karşılayacak yatak, masa, buzdolabı gibi eşyalar oluyor. Tuvalet de oluyor genelde ama bu değişebilir. Hongdae ve Sinchon goshiwonların yaygın olduğu bölgelerden. Gecelik fiyatları 15000-25000 won arasında değişiyor. Ucuz hostel bulamazsanız bir düşünün derim.

http://www.seoulnationaluniversityhousing.com/wp-content/uploads/2015/05/Goshiwon-near-Seoul-National-University.jpg

GEZİLECEK YERLER

Saraylar

Joseon hanedanlığı’nın başkenti Seul’e taşındıktan sonra buraya 5 tane kraliyet sarayı inşa edildi: Changdeokgung, Changgyeonggung, Deoksugung, Gyeongbokgung and Gyeonghuigung. Özellikle Changdeokgung ve Gyeongbokgung oldukça büyük ve mutlaka gezilmesi gereken saraylar. Hem Joseon Hanedanlığı’nın tarihini ve kültürünü tanıyabilir hem de sarayların göz kamaştırıcı bahçesinde güzel vakit geçirebilirsiniz. Seul’de gezilecek saraylar hakkında daha detaylı bir yazım da var, merak edersiniz buyrun.

Bukchon Hanok Village

Joseon Hanedanlığı döneminde halkın yaşadığı eski evlerden oluşuyor bu köy. Gyeongbokgung ve Changdeokgung sarayları arasında kalan bu köy evleri mükemmel şekilde korunmuş ve bugün UNESCO koruması altında. Bu evlerin bazılarında hala yaşayanlar var, bu nedenle evler arasında gezerken çok gürültü yapmamanız gerekiyor. Evlerin büyük çoğunluğu da guest house, kafe ya da sanat atölyesine çevrilmiş.

DMZ 

Demilitarized Zone, Güney Kore ve Kuzey Kore arasında Kore Savaşı’ndan sonra oluşturulan tarafsız bölgeye verilen ad. Kore Savaşı’ndan sonra Çin Halk Cumhuriyeti, Kuzey Kore, Güney Kore ve Birleşmiş Milletler’in katılımıyla imzalanmış olan antlaşma üzerine oluşturulan sınır 250 km uzunluğunda ve 4 km genişliğinde. Sınırın bir ucunda Joint Security Area olarak adlandırılan ve iki devlet arasında diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir bölge var.

Burayı gezmenin günümüzde tek yolu anlaşmalı turlar aracılığıyla gezmek. Burası Seul’e bir saat uzaklıkta kalıyor. Bu turlar otobüslerle sizi kaldığınız yerden alıyor ve rehber eşliğinde bölgeyi gezdiriyor. Tabi her yere giremiyorsunuz ya da her canınız istediğinde fotoğraf çekemiyorsunuz. Bir de bölgenin Kuzey Kore tarafına uzaktan bakabileceğiniz bir gözlem evi var. Yarım gün turlar 36000 won’dan başlıyor, tam gün olan turlar tahmin edersiniz ki çok daha pahalı. Ben bu tura katılamadığım için daha detaylı bilgi veremiyorum ama siz şu adrese giderek daha detaylı bilgi alabilirsiniz. http://english.visitkorea.or.kr/enu/ATR/SI_ENG_2_2.jsp

Myeongdong

Seul’un en çok sevdiğim bölgesi burası oldu. Neredeyse her gün bir şekilde buraya yolum düştü ve sokaklarında dolaşıp dükkanlarına girip çıktım. Birbirinden lezzetli sokak yemekleri, kozmetik mağazaları, giyim mağazaları, kafeler, restoranlar, rengarenk tabela ve billboardlar, ve tabi yürümekte zorlanmanıza neden olacak bir insan seli. Hatta klişe sevenler için Seul’un İstiklal Caddesi diyebilirim (Gerçi İstiklal Caddesi mi kaldı aah ah).

Seul yeme içme rehberimde Myeongdong’da uğradığım kafe ve restoranlardan da bahsetmiştim.

Insadong

Burası da Myeongdong’un bir diğer versiyonu olan diğer işlek bölge. Zaten bu ikisi birbirine fazla uzak değil. Özellikle akşam vakti gitmenizi öneririm.

Hongdae

Hongik University sağolsun üniversite gençliğinin yoğunlaştığı, dolayısıyla gece hayatı açısından son derece tatmin edici bir bölge. Bu arada şunu söylemeden geçemeyeceğim, çok ama çok sayıda üniversite var Seul’de. Metroya biniyorsunuz, iki duraktan biri üniversite.

Gündüz gayet normalken geceleri insanların sokakta piyano çaldığı, şarkı söylediği, içki şişelerinin kaldırımlarda üst üste yığıldığı, herkesin bağıra çağıra konuştuğu inanılmaz eğlenceli bir yere dönüşüyor burası.

Namsan Park- Seoul Tower

Joseon Hanedanlığı’nın başkenti Seul olduğunda Seul’ü çevreleyen tepelerin üzerine savunma ve iletişim amaçlı olarak kaleler inşa edilmiş. Namsan Tepesi de bunlardan biri.

Günümüzde ise burada bir gözetleme kulesi var. 10000 won verip tepesine çıkarak Seul’ün muhteşem manzarasını tepeden izliyorsunuz. Burada ayrıca N Grill adında bir restoran var. Ben fark edemedim ama kendi ekseni etrafında dönüyormuş, bu sayede yemek yerken oturduğunuz yerden Seul’ün dört bir yanını görebiliyorsunuz. 48 dakikada bir başladığınız noktaya dönüyorsunuz.

National Folk Museum

Gyeongbokgung Sarayı’na bitişik olan bu açık hava müzesi Kore halkına dair merak ettiğiniz her konuda size bilgi sağlıyor. Kore halkı batıl inançlara sahip insanlarmış, ki hala öyle olabilir. Mesela muhabbet ettiğim bir kız gece sokakta tek başına yürümekten korktuğunu söylemişti. Ben herhalde taciz edilmekten korkuyor diye düşünürken bana hayaletlerden korktuğunu söylemişti ciddi ciddi. İşte özellikle de köylerde hayalet ve kötü ruhlara çok inanılıyor ve hatta onları uzak tutmak için çeşitli heykeller dikiliyormuş.

Penis heykelleri erkeğin koruyuculuğunu ve gücünü simgeliyormuş. Güney Kore’yi etraflıca gezerseniz en sık rastlayacağınız şeylerden biri de penis heykelleri olacak, hazırlıklı olun derim.

Burada yine Kore halkının günlük hayatı görsel bir şekilde örneklenmeye çalışılıyor. Yemek yedikleri yerler, ilaç ve zerzevat satan dükkanlar, ulaşım araçları vb.

Üstelik giriş bedava.

War Memorial Of Korea

Bu müze 1994 yılında Kore Savaşı’nda ölen askerlerin anısına yapılmış. Girişinde barışı simgeleyen yaprak şeklinde dev bir anıt ve savaştan bir sahneyi sergileyen heykeller var. Bunun yanında her ülke kendi anıtını dikerek şehitlerini anmış. Bildiğiniz üzere Türkiye de Amerika’nın yanında bu savaşa destek vermiş ve çok sayıda asker göndermişti, bunların da büyük bir çoğunluğu hayatını kaybetmişti.

Benim gittiğim gün müzenin kendisi kapalıydı ancak dışarıda savaş ekipmanlarının, döneme ait savaş uçakları ve silahlarının bulunduğu açık hava sergisini gezme fırsatım olmuştu.

Giriş ücretsiz.

National Museum of Korea

Kore topraklarının tarihini baştan aşağı öğrenmeye meraklıysanız Seul’deki bu müze içinden çıkamayacağınız bir Louvre Müzesi’ne dönüşecek sizin için.

Tarih öncesi dönemden başlayarak Silla Krallığı, Goryeo ve Joseon Hanedanlıkları, Kore İmparatorluğu, Japonya egemenliğinde Kore, Kore savaşı ve Kore’nin ikiye bölünmesinden bugüne kadar olan olaylar anlatılıyor. Dönemlere ait yazışmalar, resimler, günlük hayatta kullanılan eşyalar, heykeller, savaş malzemeleri ve aklınıza gelecek her şey var burada.

Giriş yine bedava.

Namdaemun Market

Seul’de alışveriş meraklılarını tatmin edecek bir başka bölgeye geldi sıra. Üstelik burada her şey inanılmaz ucuz. Burası bir çeşit bit pazarı gibi aslında. Sevgilinize, ailenize vs hediye alacaksanız burada çeşit çeşit takı ve kozmetik dükkanlarının yanı sıra yöresel lezzetlerin satıldığı marketler ve küçük küçük kafeler var. Şirin bir yer kısacası.

Gwangjang Market

Bu uçsuz bucaksız pazar yemek konusunda gerçek anlamıyla günaha gireceğiniz bir yer. Buranın deniz ürünleri çok meşhur ama öyle bildiğiniz deniz ürünlerinden bahsetmiyoruz. Normalde görseniz “ay bunları nasıl yiyorlar” diyeceğiniz, hatta “Ay Asyalılar çok iğrenç, her şeyi yiyorlar” gibi ön yargılarınızı kuvvetlendirecek yemekler mevcut. Mesela domuz kafası, mesela hareket eden ahtapot bacağı, mesela üzerine çiğ yumurta kırılmış çiğ et, mesela çiğ ciğer, çiğ domuz bağırsağı, çiğ herhangi birşey. Evet kulağa çok iğrenç geliyor ve tek başına gidip de deneyeceğim birşey değil, ama ben burada çiğ et ve ahtapot denemiştim.

http://3.bp.blogspot.com/-bTdYbYPkNbI/VKkU-P5AXxI/AAAAAAAAOXw/pFbJ_UMZAWQ/s1600/2.png

Jongmyo Shrine

Burası Joseon Hanedanlığı döneminde inşa edilen önemli bir Konfüçyüs Tapınağı. Krallar burada ibadet eder, ölen kral ve kraliçeler burada anılırmış. Bu özelliği taşıyan en eski Konfüçyüs tapınağı olarak da biliniyor. Burada kralların mutlak gücünü ve başarılarını kutlamak amacıyla her yıl ritüeller düzenlenirmiş, tabi Japon istilası olduğunda bu sona eriyor. Ancak günümüzde tapınak restore edildikten sonra her Mayıs ayının ilk Pazar günü bu ritüeller gösteri amaçlı yapılmaya devam ediyor.

http://4.bp.blogspot.com/-ix0Jcz-SiU8/VIH54xzqoKI/AAAAAAAAWyc/Q3JMYt8qg7A/s1600/SOUTH%2BKOREA%2B(Seoul)%2B-%2BJongmyo%2BShrine%2B(UNESCO%2BWHS).jpg

Gangnam

Eveeet, “Neymiş bu Gangnam, söyle artık” dediğinizi duyuyorum. Ben de yağmurlu ve hafif kasvetli bir Seul gününün akşamında büyük merak içinde kendimi Gangnam’a ışınlamıştım. Burası Seul şehrinde lüks mekanların, büyük otellerin ve şirket headquarterlarının bulunduğu bölge.

Üzülerek söylemeliyim ki fotoğraflarda gösterilen o ışıltıyı ve canlılığı hiç bir şekilde bulamamıştım. Hatta Seul’ün o güne kadar gezdiğim en tenha bölgesiydi bile diyebilirim.

YEME İÇME

Güney Kore mutfağına Seul’de hızlı bir giriş yaptığım doğrudur. Yeme-içme ile ilgili detayları şu yazımda ayrıca yazmıştım. buyrunuz.

Ayrıca şehirde mitoz bölünmeyle çoğalmışcasına çok sayıda süper market var: 7/11, GS25 ve CU her köşede birer ikişer bulunuyor.

İLGİNÇ BİLGİLER VE TÜYOLAR

  • Erkeklerin muazzam bir yere tükürme alışkanlığı var, yer yer rahatsız edici olabilir.
  • Ara sokaklar bazen pis olabiliyor. Yere çöp atılmıyor pek ama insanlar çöplerini toplu halde kapı önlerine koyuyor.
  • Aşırı derecede bastırılmış bir cinsellik varmış, bunun ilginç sonuçları oluyor. Mesela gençler genelde aileleriyle yaşadıkları için sıcak ve romantik dakikalar geçirmek için kişiye özel odalı sinemalarda buluşuyorlarmış. Ya da sokakta yürürken yerde 0900lü hatlara benzeyen numaralara ait broşürler bulabilirsiniz.
  • Eğer sevgiliniz yoksa sizin için üzgünüm ama etrafta 20li yaşlarda çok sayıda çift göreceksiniz. O nedenle Seul, sevgilinizden ayrıldıktan hemen sonra seyahat edebileceğiniz bir yer sayılmaz.
  • Gece son metroya bindiğinizde gittiği son durağa mutlaka dikkat edin. Bazen 12’den sonra da sefer oluyor, ancak genelde saat 12 olduğunda hangi duraktaysanız o sefer orada bitiyor ve daha ilerisine gidemiyorsunuz. Saatler ve duraklar için Google Maps’ten yararlanabilirsiniz. Ama Güney Kore’de Seul dışındaki şehirlerde Google Maps’e çok güvenmeyin.
  • Her Cuma düzenli olarak Couchsurfing buluşmaları oluyor, bunlara katılırsanız yerli yabancı pek çok kişiyle tanışıp kaynaşabilirsiniz.
  • K-Pop şarkıları 80% Amerikan boy-band/girl-band konsepti üzerine kurulu, dizileri ise abartılı oyunculukları ve ani zoom-in hareketleriyle Samanyolu TV dizilerini andırıyor.
  • Aslında gitmeden önce 4 sayısının Kore’de uğursuz sayıldığını, hatta binalarda 4. kat olmadığını duymuştum, ancak öyle birşeye ben hiç rastlamadım. Bu arada giriş katı direkt birinci kat olarak sayılıyor.
  • Yeri gelmişken; Güney Kore’de doğduğun an direkt 1 yaşında sayılıyorsun. Dolayısıyla Koreli biri size 26 yaşındayım diyorsa aslında 25 yaşında oluyor.

***

Seul gerçekten en az İstanbul kadar büyük bir şehir. Dolayısıyla keşfetmek için ne üç gün ne beş gün ne de bir hafta yeter. Her an her köşesinden sizi şaşırtacak ya da mutlu edebilecek bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Güzel bir yemek kokusu olur, değişik bir mağaza olur, salaş bir kafe olur, sokak ortasında canlı müzik yapan gençler olur, size gülümseyen yaşlı bir teyze olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
30 ⁄ 5 =


*