Afrika’nın Güneybatı Ucunda Bir Gün

Cape Town’a geldiğimden beri kafamı kurcalayan konulardan biri de Afrika’nın en güneybatısındaki Ümit Burnu’na gitmekti. İnternetten araştırdığımda buraya özel turlarla gidilebileceğini gördüm, ancak sadece ulaşım için kişi başı 500 Rand gibi bir rakam söz konusuydu. Bu durumda elimdeki tek seçenek buraya arabayla gitmekti. Ama ortada ufak bir sorun vardı ki hala da var, duymayan kalmasın, ehliyetim yok. Ama her ne kadar kulağa pragmatik gelse de ehliyeti olan arkadaşlarım var.

Bu arkadaşlarımdan şu an Türkiye’ye geri dönmüş olan Onur, Colorado’ya geri dönmüş olan Marlee ve Belçika’ya dönmüş olan Frauke (evet hepsi gitti ya) ile birlikte araba kiralamaya karar verdik.

Cape Town’da Araba Kiralama Mevzusu

Cape Town’da araba kiralama fiyatları ne civarda peki? Manuel arabalar günlük 350 Rand’den başlıyor. Otomatikler ise 500-600 Rand aralığından başlayıp daha da yukarılara çıkabiliyor. Tabi mesele bununla da kalmıyor, işin bir de depozito boyutu var. Çoğu firma depozito olarak 3000 Rand civarında bir fiyat istiyor. Eğer arabayı tek parça halinde getirebilirseniz bu parayı geri alabiliyorsunuz.

Bu arada Rentacheappie başta olmak üzere çok daha ucuza araba kiralayabileceğiniz firmalar var. Ama mesela üç gün ya da daha uzun süreli ihtiyacınız olursa kiralayabiliyorsunuz bu firmalardan. Günde 150-200 Rand gibi bir rakama denk geliyor bu durumda.

Neyse, konumuza dönelim

Rotamızı şu şekilde çizdik. Chapman’s Peak- Noordhoek- Kommetjie – Cape Point/Cape of Good Hope (bu ikisi farklı yerler ama birbirine yakın)- Simon’s Town- Constantia- İstiklal Marşı ve kapanış.

İlk durağımız Chapman’s Peak 17. yüzyılda bir İngiliz gemisinin kaptanı ve ekibi tarafından keşfedilmiş. Burası dünyanın en güzel manzaraya sahip araba yollarından biri olarak gösteriliyor. Eh adamlar haksız da sayılmaz. Gerçi bu noktadan sonra zaten bir tarafımız illa ki Atlantik Okyanusu’na bakacağı için güzel manzara kaçınılmaz, ama tabi buranın yeri ayrı. Hout Bay’e ilk kez geldiğimde buranın çok küçük bir kısmını yürüyerek gezmiştim. Arabayla gezmenin tadı başka.

Buraya yol inşa etmek hiç kolay olmamış bu arada. 2009 yılına kadar defalarca toprak kayması nedeniyle yolu kapatıp bakıma almışlar.

Chapmen’s Peak’e doyduktan sonra güneye inmeye devam ediyoruz. Bir sonraki durağımız Noordhoek Beach. Burası Cape Town’ın Atlantik kıyısındaki en geniş plajı. Chapmen’s Peak’i keşfeden geminin kaptanı burayı Ümit Burnu (Cape of Good Hope) ile karıştırmış ve gemisini Noordhoek’un güney ucuna yanaştırmış, geminin kalıntıları hala orada duruyor. Bu geniş sahilde yapılabilecek en güzel aktivite ata binmek, evet, yanlış duymadınız. Bir de pek çok ünlünün burada evi varmış.

Noordhoek’tan sonraki durağımız hemen komşusu olan Kommetjie kasabası. Burası Cape Town’ın en güzel surf noktalarından biri olarak biliniyor. Spiny Lobster olarak bilinen bir ıstakoz türü burada çok bulunuyormuş. Bu bölge de Noordhoek gibi Cape Town’lıların haftasonu sessiz sakin bir tatil için kaçtığı yerlerden biri olarak geçiyor.

Artık buradan en güneye iniyoruz ve Cape Point Ulusal Parkı‘nın giriş kapısına geliyoruz. Kapıdaki görevliye kişi başı 135 Rand veriyoruz, yani giriş ücreti. Görevli bizi akşam 5’e kadar çıkmış olmamız gerektiği konusunda uyarıyor. Yola koyuluyoruz. Burası sadece Ümit Burnu’ndan ibaret değil, inanılmaz büyük bir park. Elimizdeki haritaya göre pek çok ilginç noktası var, balina ve kuş gözlemleme yerleri bunların başında geliyor tabi.

Cape of Good Hope (Ümit Burnu- Uzaktan)

Arabayı park edip indiğimizde önce Cape Point’e uğramaya karar veriyoruz. İndiğimiz yerde arabaların üstünde gezen banka memuru bakışlı ketum babunları görüyoruz. Buraya gelmeden önce bir arkadaşım bana bir video göstermişti. Babunun biri kapısı aralık bir arabadan içeri girip kızın birinin çantasını alıp kaçıyor, evet bildiğiniz çantayı alıyor. Ulan hayvanları da mı hırsız buranın, diyeceksiniz, ama aslında bu arkadaşlar çılgın gibi yemek arıyor. O yüzden gözlerine soka soka birşeyler yememenizi ve arabalarınızı kilitlemenizi hatırlatarak konuya devam ediyorum.

Yaklaşık 10 dklık bir yürüyüş sonrası Cape Point’teyiz. Herhalde hayatımda o güne kadar maruz kaldığım toplam rüzgara eşdeğer bir rüzgar bu. Buradaki rüzgar ve akıntılardan dolayı buradan geçen pek çok gemi burada kaza yapmış. O nedenle buraya gemilerin çok uzaktan görebileceği bir fener inşa edilmiş.

Cape of Good Hope is Cape Point’ten arabayla 5 dk uzaklıkta, Afrika kıtasının en güney batı notkası olarak geçiyor. Burayla ilgili en büyük kafa karışıklığı insanların burayı Afrika’nın en güney noktası zannetmesi. Hatta Atlantik Okyanusu’nun burada bitip Hint Okyanusu’nun burada başladığını zanneden çok insan var. Hala bilmeyen varsa söyleyeyim, bahsi geçen yer burası değil, Cape Town’ın birkaç saat doğusunda kalan Cape Agulhas.

Neyse, Ümit Burnu’na dönersek, burası Portekizli kaşif Bartolomeu Dias tarafından keşfedildikten sonra Süveyş Kanalı’nın açılmasına kadar Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki tek deniz ticaret yolu olarak kullanılmış. Burada önce insanları yararak meşhur tabelanın önünde fotoğraf çektirdikten sonra 10 dakikalık bir yürüyüş sonrası Afrika’nın en güneybatı ucuna tepeden bakıyoruz bir de.

iki saat poz veremediler ben de mecbur bunları da çekmek durumunda kaldım

Aslında koskoca yarımadada durulacak çok fazla nokta var, ama saat neredeyse iki olacak ve daha Simon’s Town ve Constantia’ya gitmemiz gerekiyor. Devekuşları ve babunlar arkamızdan su döküyor ve biz yola revan oluyoruz.

Yönümüzü yarımadanın öbür tarafından kuzeye çeviriyoruz. Bu seferki durağımız Simon’s Town. Tabi ki Cape Town hakkında üstünkörü bilgisi olan biri bile buranın Güney Afrika’ya özgü penguenleriyle ünlü olduğunu bilir. Penguenlerin en çok toplandığı yer Boulder’s Beach olarak geçiyor. 1980li yıllarda buraya yerleşen ve günümüzde tükenmeye yüz tutmuş olan bu penguen türü Güney Afrika ve Namibya kıyılarında belli noktalarda bulunuyor. Buradaki penguenler koruma altına alınmış. 70 Rand vererek girilen plajda penguenlerin olduğu tarafa geçmek yasak.

Tabi Simon’s Town’ın sadece bu plajdan ibaret olmadığını da söylemem gerekir. Penguenlerle yüzebilme şansına sahip olacağınız irili ufaklı plajlar, müzeler, şirin kafeler ve binalar derken buraya bir gün ayrıca gelmeye karar verdim. Ancak şarap bağları kapanmadan Constantia’ya varmamız gerekiyordu.

Constantia

Demeye kalmadan Constantia’ya saat 4 gibi vardık ve şarap bağlarının tamamı kapanmıştı. Pazar günü insanların geç uyanabileceğini, güne geç başlayabileceğini hesaplamadan her yeri normalden daha erken bir saatte kapatan yetkililer sanırım şarap bağlarını da rahat bırakmamıştı. Neyse, haftalar sonra buraya şarap tadımı için yeniden geldim. Burayı ayrı bir yazımda anlatacağım.

Masraflar

4 kişi olduğumuz için:

Araba kirası = 400/4 = 100 Rand

Benzin = 250/ 4 =  62.5 Rand (Google maps’te yaptığım rotayı kullanarak kaç km tuttuğunu hesaplayabilirsiniz.)

Cape Point girişi = 135 Rand (kişi başı)

Boulder’s Beach =  70 Rand

Kahve- Dondurma gibi gereksiz ufak harcamaları da hesaba kattığımızda sabah 8’de başlayıp akşam 5’te noktaladığımız bu gezinin maliyeti kişi başı 400 Rand, yani 100-110 TL gibi birşey oldu. Hem özel turlardan çok daha ucuza geldi, hem de yol boyunca istediğimiz yerde durabildik, bir sürü yere uğrayabildik ve daha esnek bir programımız oldu.

 

 

 

One thought on “Afrika’nın Güneybatı Ucunda Bir Gün

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
29 × 24 =


*