Cape Town’da Kapalı Havada Ne Yapmalı?

Cape Town’a yaz sıcağından ve herkesin “esmiyor” diye şikayet ettiği bir Türkiye’den gelmiştim. Özellikle yağmur yağdığı zaman pek de dışarı çıkmaya müsait bir ortam olmuyor. Yağmurdan nefret ettiğimi söylemiş miydim?

Neyse, ilk haftalarımda haftaiçi ofisteyken hava günlük güneşlik olurdu. Haftasonları için hunharca plan yaptığım anda tesadüfen “aa hava durumunu kontrol edeyim” der ve hüsranla karşılaşırdım. Genelde de hava tahminleri tutardı. Yağmur yağdığı zaman gerçekten elinizdeki şemsiye sizi asla kurtarmıyor.

Peki o kadar güzel yürüyüş, tırmanış, yüzme vs planlar yaptınız ama iğrenç bir yağmur yağıyor. Cape Town’a gelmişim, eve mi tıkanacağım, ne saçma, diye düşünmeniz gayet normal. Bu yazıda Cape Town’da kapalı havada sırılsıklam olmadan güzel bir gün geçirebileceğiniz çeşitli mekanları derleyeceğim.

Labia: Sinema ve Kahve Dükkanı Bir Arada

Cape Town’da sinemaya gitmek isteyenler için bu mekanı tek geçebilirim. Vizyondaki filmleri vermenin yanı sıra eski filmleri de göstererek vintage sinema konseptini de yaşatan harika bir mekan burası. Sinema salonları da çok büyük değil, hatta baya küçük olan salonları da var, bu da mekanın samimi ortamını pekiştiriyor. Bir seansın fiyatı kişi başı 50 Rand, öğrenciyseniz bu fiyat 40 rand oluyor.

Buranın tek güzel yanı sinema değil. Ayrıca gayet güzel kahveler yapan bir bölüm de mevcut. Üstelik sadece kahve değil pek çok tatlı, börek-çörek ve hatta sıcak şarap bile mevcut. İster içeride ister dışarıda oturun. Bir tarafta yeni yapılmış patlamış mısır kokusu, diğer tarafta sıcak şarap kokusu birleşince dışarıda ne kadar yağmur yağarsa yağsın içinizi ısıtmaya yetiyor.

Truth Coffee: Dünyanın En İyi Kahve Dükkanlarından

Evet, gerçekten de 2014 yılında Telegraph UK tarafından dünyanın en iyi kahve dükkanı seçilmiş. Buraya bizzat gidip kahvelerini deneme şansım oldu. Mocha’sı bir dünya harikası gerçekten. Yemekleri çok güzel kokuyordu ancak biraz tuzlu (parasal olarak) olduklarından o gün deneme fırsatım olmadı. Masalarda priz de olduğu için buraya tek başına bilgisayarınızı alıp gelebilirsiniz de. Tek sevmediğim yanı Wi-fi’ın sadece ilk bir saat bedava olup sonradan paralıya dönmesiydi.

Mekanda ayrıca baristalık workshopları da oluyormuş.

Honest Chocolate: El Yapımı Çikolata

Anthony ve Michael adlı iki kafadar el yapımı çikolatayla kafayı bozmuş, hatta Michael bu konuyla ilgili eğitim almak için Londra’ya kadar gitmiş. Buranın konsepti tamamen el yapımı ve katkı maddesiz çikolata ve çikolatalı tatlı yapmak üzerine kurulu.

Şehir merkezinde Wale Street üzerinde bulunan bu mekanı ben aşırı seviyorum. Bütün dükkanların kapalı olduğu Pazar günleri bile akşam 6’ya kadar açık olması aşık olmam için en önemli sebeplerden biri. Eğer o gün hava kapalıysa, ders çalışmam vs gerekiyorsa çantamı kaptığım gibi kendimi bu kafede buluyorum. Genelde benim gibi ders çalışmaya, işlerini halletmeye gelen insanlar oluyor. Son derece sakin ve dinlendirici bir atmosferi, iç açıcı bir arka bahçesi, müzikleri ve tabi çikolata ve kahveleriyle favori ders mekanım oldu kendisi.

Biesmiellah Restoran: Cape Malaylardan Köklü Lezzetler

Bo kaap bölgesinde göze çarpan ilk şey şekerleme kıvamındaki renkli evler olabilir, ancak en az göze çarpan köşesinde belki de Cape Town’ın en köklü restoranlarından biri yer alıyor. 60’lı yıllarda Malezya kökenli Müslüman bir aile tarafından kurulan bu restoran bugüne kadar kalitesinden hiç ödün vermeden ayakta kalmış.

Uzaktan baktığınızda aslında ortamı çok iç açıcı görünmüyor. İçeri girdiğinizde ise şehirlerarası otobüslerin uğradığı tesislerdeki restoranlara benzetebilirsiniz. Ancak burada önemli olan yemeklerin içeriği. Bir kere yapılan servis çok kaliteli. Bir yemek söylediğinizde yanına mutlaka salata, pilav ve garnitürler geliyor. Ana yemeklerden ben çok memnun kalmıştım, gerçi her damak tadına uygun olmayabiliyor. Bazı et yemeklerinin sosları tatlı-ekşi oluyor. Bir arkadaşım bunu baya yadırgamıştı ama ben oldukça lezzetli bulmuştum açıkçası. Kararınız ne olursa olsun mutlaka buraya uğrayın ve Bo-kaap’ı kuran insanların yemek kültürüne dair fikir sahibi olun.

Hussar Grill: Cape Town’da Girebileceğiniz En Elit Restoranlardan

Cape Town’da son gecemiz, hadi biraz para saçalım ama değişik şeyler deneyelim derseniz burası tam size göre. Menüsü oldukça zengin, özellikle kırmızı et köşesinde “Bu hayvan yeniyor muydu la?” dedirten şeyler mevcut, mesela zebra ve antilop eti gibi. Gerçi bana kalırsa zebra etinin normal kırmızı etten pek bir farkı yok ama ben de gurme değilim tabi ki. Cape Town’da birkaç şubesi var bu mekanın. Ben Rondebosch bölgesindekine girmiştim. Hamburgerleri ve patates kızartmaları hem normal fiyat aralığında (90 rand civarı) hem de baya lezzetli ve doyurucu. Kırmızı etler 140-150 rand civarından başlayıp 200 rand’e kadar çıkabiliyor 1 porsiyon başı.

Planetarium & Iziko South African Museum: Gerçeğine Çok Yakın Uzay Deneyimi

Cape Town’daki en güzel müze neresi derseniz gözüm kapalı Iziko derim. Bu müze Güney Afrika’daki doğal yaşama, bitki ve hayvan türlerine dair oldukça kapsamlı bilgiler veriyor. Ancak benim gözümde bu müzeyi farklı kılan başka bir şey var: Planetaryum. Burası kubbe şeklinde bir sinema salonu diyebiliriz. İçeri giriyorsunuz, kendinize oturacak yer seçiyorsunuz ve tepenizdeki kubbe şeklindeki ekranda size değişik videolar ve belgeseller izletiyorlar. Dev ekranın içe göçük olmasından dolayı görüntüler üç boyutlu etkisi yaratıyor.

Cape Town’daki Planetaryum’da uzay ile alakalı belgesel ve kısa film gösterimleri oluyor. Her gün farklı bir film gösteriliyor. Benim gittiğim günün konusu meteorlardı. Astronotlar uzay yolculuğunda meteorlardan nasıl yararlanıyor? Dünya’ya meteor yaklaşsa nasıl durdurulur? vs vs. Daha sonra müze görevlisi size şehir ışıklarından uzak tertemiz bir gökyüzünü gösteriyor. Satürn, Jüpiter, yıldız takımları vs.

Müzenin girişi normalde 60 Rand ama benim gibi Güney Afrika’da öğrenciyseniz 30 rand’e girebiliyorsunuz.

Grandwest Casino: Baş Döndüren Bir Eğlence Merkezi

İsmine bakarak aslında buranın bir Casino olduğunu söylemek yanlış olmaz 😀 ama buraya gelmek için illa kumar düşkünü olmanız da gerekmiyor. Şöyle ki burası oldukça büyük ve kapsamlı bir eğlence merkezi. Oldukça büyük bir buz pisti var mesela. Ayakkabı kiralayıp iki saat boyunca kaymanın bedeli sadece 50 Rand. Onun dışında laser tag, bowling, oyun salonu ve daha niceleri. Hemen hepsi 50 Rand değerinde, yani TL’ye çevirirseniz 13 TL falan ediyor. Kıyaslamaya bile gerek yok bence. Bunun dışında geceleri canlı müzik yapan barlar ve irili ufaklı restoranlar da mevcut. Kısacası adamlar burada küçük bir Cape Town kurmuşlar resmen.

Tek sıkıntı buranın şehre biraz uzak olması. Şöyle ki, Über kullanarak şehir merkezinden buraya tek yön 130 Rand ödemeniz gerekiyor.

Canal Walk: Istanbul’da AVM’ye Doyamadım Diyenlere

Şehre yine biraz uzak olan Century City bölgesi kodaman olarak adlandırabileceğimiz insanların çoğunlukta yaşadığı bir bölge. Tabi böyle bir yerde Afrika’nın üçüncü büyük alışveriş merkezinin yer alması da çok şaşırtıcı olmasa gerek. 2000 yılında halka açılan Canal Walk 141000 metrekarelik bir alana sahip. İçerisinde 400’e yakın mağaza, ofis katları, çok sayıda restoran, 20 adet sinema salonu ve bir de oyun salonu mevcutmuş. Ayrıca Ratanga Junction diye bir eğlence parkına da ev sahipliği yapıyor (bizdeki eski Tatilya benzeri bir yer.) Sergilere ve gösterilere de ev sahipliği yaptığını dipnot geçelim.

CityROCK: İlle de Tırmanacağım Diyenlere

Burayı ofisten bir arkadaştan duymuştum ilk başta. Her Pazartesi ya da Çarşamba “ben tırmanmaya gidiyom” deyip gidiyordu. Sonradan öğrendim ki gerçekten bouldering, yani duvar üzerinde kaya tırmanışı yapılabilen spor salonları da varmış Cape Town’da. Kendisinin sürekli gittiği yer Cape Town’ın gece hayatı ve öğrenci nüfusuyla öne çıkan semtlerinden Observatory’deymiş, adı da CityROCK. İçerisinde pilates, ağırlık ve kardiyo salonu olmasının yanı sıra büyük bir tırmanma alanı da mevcut. Duvarların üzerindeki kayaları, dolayısıyla rotaları her iki haftada bir değiştiriyorlarmış, yani her gittiğinizde farklı bir tırmanış rotasıyla karşılaşıyorsunuz.

Henüz gitme fırsatım olmadı, ama duyduğum kadarıyla bir günlük kullanım için 60-70 Rand civarı ödeniyor.

Rush: Zıplamak, Zıplamak ve Daha Çok Zıplamak

Claremont’daki bu mekana da henüz gitme fırsatım olmadı ama aşağıdaki videoya bakılırsa fazla eğlenceli. Trambolinler üzerinde zıplayıp yumuşacık bir top havuzuna düşmek ve çocukluğa inmek için birebir!

https://www.youtube.com/watch?v=-3Xu85Upec0

Yeni yerler keşfettikçe yazmaya devam edeceğim. Şimdilik hoşçakalın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*